Ucuz Sevgiler Ucuz Muhabbetler

Ucuz Sevgiler Ucuz Muhabbetler

Gün geçtikçe hayat pahalılaşıyor. Bir zamanlar lüks olarak belirlediklerimiz ve bildiklerimiz şimdi ihtiyaca dönüşüyor. Örneğin teknolojik cihazlar, önceden yoktu. Olsa da bu kadar yaygın değildi. Yokken de yaşayabiliyor muyduk? Evet gayet de güzel yaşayabiliyorduk. Şimdi her şeye zorunlu olduk ve tabi olduk, bağımlı olduk…

Elde Edene Kadar

Bağlılıklarımız ve bağımlılıklarımız nedense hep sadece elde edilene kadar oldu. Elde ettiklerimiz kolaylaştıkça verdiğimiz değerlerde azaldı. Mutlu olamaz olduk. Mutluluğu unuttuk. Ve hep daha fazlasına kaptırdık kendimizi. Sevgilerimiz de bu ucuzluk pazarında kendisini aldı. Bakalım çevremize. Ne kadar da ucuz sevgiler değil mi? Sadece bir gülüşle yatağa atlamak ve sonrasında ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi yola devam edebilmek. Elde et, alacağını hemen al ve çek git… Ucuz değil mi? Kim düşürdü acaba piyasayı?

Her şey ucuzladı ya. Eskiden olmasa da hayatımızın sürdüğü şeyler şimdi zaruri oldu ya. Şimdi yaşayabiliyor muyuz? Evet, yine yaşıyoruz. Nefes alıyoruz. Ama ölen ve kaybettiğimiz bir şey var. Hepimizin başı sağ olsun. İnsanlığımızı kaybettik. Ucuz sohbetler, ucuz arkadaşlıklar, ucuz ilişkiler ile birlikte pahalı hayat… Pahalı olan ne? Neye yetişemiyoruz? Bir lokma ekmeğe mi? Ya da içeceğimiz bir bardak suya mı?

Savaşımız Neyle?

Batılılaşabilmek adına kaybettiklerimizi ve kazandıklarımızı bir değerlendirmekte fayda var. Kefenin iki tarafına da bakalım. Sonra kefedekileri indirelim sahip olduklarımızı bir tarafa ve insanlığımızı diğer tarafa koyalım. Hangimiz insanlığımızı daha ağır bulabiliyoruz acaba? Sokakta acıdan inleyen, ölmek üzere olan bir kediyi, köpeği ya da herhangi bir canı, kaçımız fark edebiliyor, para kazanma hırsı, hayatı geçindirebilme derdi ile bocalarken?

Bunca anlamsız savaşlarımızın yanında biraz insanlığımız uğruna savaşabilsek. Büyüklerimizin sürdürdüğü o insan olabilme kaygısının onda birini bizler de yaşayabilsek acaba bu günler de olur muyduk? Bir türlü tatmin edemediğimiz duygularımız, bir canın sağlığına kavuşması ile bunda biraz da olsa bizim katkımızın olmasını bilmek ile acaba doyurabilir miydik, doymak bilmeyen isteklerimizi?

 

19 Kasım 2016 tarihinde sevdam tarafından eklendi. 0 yorum yapıldı.56 kez incelendi. Yazıyı Facebook , Twitter , Google da arkadaşlarınla paylaş.